DOÇEK Başkanı Hakan Eşme yazıyor….
Toz, toprak ve bu muhteşem coğrafyanın sert rüzgarlarıyla hemhal olmuş günlerin ardından, bulduğumuz ilk sınırlı internet bağlantısıyla bir durum bildirimi yapmak istedim.
”Dünyanın Çatısı” diye anılan o muazzam Pamir Platosu’nun kalbinde, Alichur bölgesindeyiz.
Buraya ulaşmak pek kolay olmadı; ağır yükümüz, zorlu zemin ve her nefeste kendini hissettiren yüksek irtifa ile mücadele ettik.
Wakhan Vadisi’nin o kendine has büyüleyici yollarını geride bırakıp, nihayet efsanevi M41 karayoluna teker bastık.
Bir süre bu hat üzerinden ilerleyecek, ardından platonun o uçsuz bucaksız ve ıssız derinliklerine doğru yeniden süzüleceğiz.
Belleğimiz daha şimdiden, dönünce paylaşılacak, üzerine konuşulacak yüzlerce hikayeyle, tarifsiz anılarla dolup taştı.
Dağların dilinden anlayanlar, zirvelerin kokusunu bilenler için şöyle söylemeli: Günlerdir Erciyes’in de Kaçkarların da doruklarını aşan bir yükseklikte, bulutlara adeta komşu; durmaksızın pedal çeviriyoruz ve şu an bulunduğumuz bölge 3900 m.
Etrafımız ise 5-6-7 binlik karlı dağlarla çevrili.
Coğrafya ne kadar vahşi, ne kadar zorluysa, sunduğu görsellik ve hissettirdiği özgürlük duygusu da bir o kadar etkileyici.
Her şeye rağmen, yorgunluğun en koyulaştığı anlarda bile içimizden hep aynı cümle geçiyor: “İyi ki gelmişiz”
Bir süre sonra iletişim tekrar kesilecek; Pamirlerin o derin sessizliğine gömülmeden önce, buraların tüm esintisiyle hepinize kucak dolusu sevgiler ve selamlar.
Hep dediğimiz gibi: “Azz kaldıı